30 Mart 2026 Pazartesi

Dünyanın En Komik Hayvanı (Caner Sarıoğlu) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Dünyanın En Komik Hayvanı

Kitabın Yazarı:Caner Sarıoğlu

Kitap Hakkında Bilgi:

Şempo dünyanın en komik hayvanı! Şakalarıyla ormandaki herkesi kahkahaya boğuyor. Öyle ki uzak ormanlardan Şempo’nun şakalarına gülmek için gelenler bile var! Konu ciddi meselelere geldiğinde ise herkes “Hadi Şempo, şakanın sırası değil!” diyerek onu geçiştiriyor. Oysa Şempo’nun da ciddiye alınmasını istediği fikirleri var! Bu durum bir zaman sonra Şempo’yu üzmeye başlıyor. Ortada ne şaka kalıyor ne de gülümseme! Peki, ormandaki dostları Şempo’nun kalbini geri kazanabilecek mi? Yeniden şaka dolu günlere dönebilecekler mi?

CANER SARIOĞLU'NUN KALEMİNDEN, OKUMAYI SEVDİREN, KIKIR KIKIR GÜLDÜREN BİR HİKÂYE...
ŞEMPO İLE BİRLİKTE, GERÇEK DOSTLUĞUN GÜCÜNE VE BOL KAHKAHAYA HAZIR OLUN! (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, şakaları etkisini kaybeden ormanın komik hayvanını tekrar mutlu etmek için orman halkının bir araya gelmesini, dostluğun ve sevginin gücünü anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Şempo vaktini ormanda karşılaştığı dostlarına şakalar yaparak geçirmektedir. Ağaçların tepesine tırmanıp daldan dala atlamaktadır. Şempo neşesiyle ormanın gülen yüzüdür. Şempo'nun yaptığı şakalar ve eğlence anlayışını çevresindekiler çok sevmektedir. Budurum Şempo'nun herkes tarafından çok sevilen biri yapmakta ve mutluluk kaynağı olarak ön plana çıkmasını sağlamaktadır.

Şempo kuşlar dahil herkese şakalar yapıp, bilmeceler sorarak onları güldürmektedir. Bir gün kuşlara "Hey, minik kuşlar.Bir gün muz çok üşümüş, neden acaba?" diye sorar. Kuşlar cevabı bilemez Şempo "Çünkü kabuğu soyulmuş da ondan! HAHAHA!" diye cevabı verir. Kuşlarla birlikte hepberaber gülerler.

Şempo’nun enerjisi hiç bitmez. Sürekli şakalar yapıp hayvanların gülmekten karnının ağrımasına yol açar. Zamanla Şempo’nun ünü ormanın her tarafına yayılır. Civar ormanlardaki hayvanlar da onu merak etmeye başlar ve Şempo'yu görmeye gelirler. Şempo şakaları ile onları da güldürür.

Şempo bir gün şaka yeteneğini kaybeder. Şempo’nun şakaları olmadan ne yapacağını bilemeyen orman halkı onun moralini düzeltmek için elinden geleni yapmaya karar verir. Orman halkı uzun zamandır birarada yaşayan birbiriyle dost canlılardır. Şempo'nun içerisinde bulunduğu durum herkesi endişelendirir.

Orman halkı el ele vererek çare arar. Kuşlar, filler, zürafalar, gergedanlar, kelebekler Şempo için seferber olur. Orman halkı Şempo’nun moralini yerine getirmek için uğraşırlar. Şempo’nun eski neşesini bulması için ellerinden gelen her şeyi yapmaya karar verirler. Şempo’yu güldürmek için türlü planlar yaparlar. Şempo’nun yüzü bir türlü gülmez.

Şempo karamsarlığa kapılır, arkadaşlarına yaklaşmaktan uzak durur. Bunun üzerine orman halkı Şempo’ya eski güzel günleri hatırlatmak için çabalarlar.

Artık hiçbir şey Şempo’yu mutlu etmez. Karamsarlık içerisinde iken Şempo birden arkadaşlığın, dostluğun, birlikte gülüp eğlenmenin ne anlama geldiğini hatırlar. Çevresindekiler mutluyken kendisinin de mutlu olduğunu hisseder.

29 Mart 2026 Pazar

Sufle Severler Sahnesi - Suçun Şahsiliği (Ergün Kazanır) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Sufle Severler Sahnesi - Suçun Şahsiliği

Kitabın Yazarı: Ergün Kazanır

Kitap Hakkında Bilgi:

BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN...
Ama birimizin yanlışı, neden hepimizin cezası?
Sınıfta duyulan küçücük bir fısıltı, tüm sınıfın hayallerini suya düşürünce Yiğit bir şeyi fark eder: Kurunun yanında neden hep yaş da yanıyor?
Okul koridorlarından tiyatro sahnesine uzanan bu macerada Yiğit, sadece rolünü ezberlemekle kalmayacak; haksızlığa karşı oyunun kurallarını yeniden yazacak! Mutfaktaki çikolatalı suflenin kokusu, sahnedeki suflörün fısıltısına karışırken Adalet Sınıfı hiç unutulmayacak bir gösteriye imza atıyor.
Perde açılıyor! Bu kez sahnede sadece oyuncular değil, adaletin ta kendisi var.
(Tanıtım Bülteninden)

Bir eylemi suç yapan nedir? Kime suçlu denir? Suç işlemekle hata yapmak arasında fark var mıdır Suçlu hissetmek ne anlama gelir? Suçlu hissetmenin olumlu olabileceği durumlar var mıdır? Suçun dereceleri var mıdır, varsa kim belirler? Suça ortak olmak nedir? Ne yaparsan suça ortak olursun? Suç ile ceza arasındaki ilişki nedir? Bir suçun cezasını belirleme koşulları nelerdir?
Her sorunun kesin bir cevabı olamakla beraber yeni soruların kapısı açılıyor.

Kitabın Konusu:

Kitap, evrensel bir hukuk kuralı olan suçun şahsiliği ilkesini okul koridorlarından tiyatro sahnesine uzanan, mizah dolu ve sürükleyici bir dille ifade ederken yetişkinlerin de hata yapabileceğini ve bu hataların nezaketle ve doğru iletişimle düzeltilebileceğini anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Yiğit ilkokula giden bir çocuktur. İngilizce dersi öğretmeni Adem beyin kulakları radar gibidir. Sınıftaki en ufak bir sesi bile duymaktadır.

Yiğit ve sınıf arkadaşı Mustafa derste konuşurken ingilizce öğretmenleri Adem bey sesi duyar ve sessiz olun diye bağırır. Adem bey "Çocuklar, sınıfta çıt çıkarsa ne olur?" diye sorar. Öğrenciler hep bir ağızdan "Ceza alırız öğretmenim." diye cevap verir.

İkinci derste öğrenciler çizgi film izleyecektir. Ama bazı öğrenciler konuşmadan duramaz ve Adem öğretmen bu yüzden "Çizgi film falan yok!" der. Bütün ders öğrenciler deftere yazı yazar.

Bunu duyunca sınıfın havası patlak bir futbol topu gibi söner. Sınıfta Merve dayanamayıp "Ama öğretmenim, ben ağzımı bile açmadım ki! Neden ben de ceza alıyorum?" der. Adem öğretmen "Sınıf bir takımdır Merve" der. "Biriniz hata yaparsa cezasını hepiniz çekersiniz." Yiğit içinden "Bu hiç adil değil!" diye geçirir. Arka sıralardan bir öğrenci “Yine izleyemedik, aferin size!” diye söylenir. Mustafa sınıfta oyun bozan öğrenci durumuna gelir.

Sınıftan Yağız, Yiğit ve Mustafa'nın yanına gelerek takmayın kafanıza biz öğrenciyiz robot değiliz der. Betül ve Merve çizgi film izleyemedikleri için üzgündür. Mustafa bütün sınıfın kendisine küseceğini düşünerek üzülmektedir.

Bir sonraki ders, okulun en renkli öğretmeni Ergün Öğretmenin dersidir. Ergün öğretmen öğrencilere 24 Kasım gösterisini kendilerinin hazırlayacağını söyler. Sınıf buna çok sevinir. Sınıfa düşen güzel bir tiyatro gösterisi hazırlamaktır. Ertesi gün herkes Ergün öğretmenin yönledirmesi ile tiyatro konusunda araştırma yaparak okula gelir.

Yağız tiyatronun Antik Yunandan beri var olduğunu söyler. Mustafa ezberlenecek çok şey olduğunu söyler. Betül korkma Mustafa biz sana "Sufle veririz." der. Mustafa "Sufle mi, çikolatalı mı?" diye cevap verir. Betül tiyatroda suflenin ezber unutulduğunda sessizce unutan oyuncuya fısıldamak olduğunu söyler.

Yiğit ve arkadaşları tiyatroda haksızlığa karşı suçu, suçluyu, suça ortak olmanın ne demek olduğunu anlatan güzel bir gösteri ortaya koyarak bütün okula güzel bir gösteri sunarlar.

8 Mart 2026 Pazar

Kayıp Çileğin Sırrı - Masumiyet Karinesi (Ergün Kazanır) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Kayıp Çileğin Sırrı - Masumiyet Karinesi

Kitabın Yazarı: Ergün Kazanır

Kitap Hakkında Bilgi:

Çilekli bir past, karnı aç bir martı ve beklenmedik bir ders... Yiğit ve arkadaşlarının sınıfında her gün yeni bir macera var!
Bir gün balıkçı, ertesi gün terzi olmak isteyen bu çocuklar, şimdi de dedektif olmaya karar verdiler. Ama gerçek bir dedektif olmak sandıkları kadar kolay değil!
Bu kitapta Yiğit ve arkadaşlarıyla birlikte:
* Gerçek dostluğun anlamını keşfedecek,
* Peşin hükümlü olmamanın önemini öğrenecek,
* Ve "MASUMİYET KARİNESİ" gibi çok önemli bir kavramla tanışacaksınız.
Hazır mısınız? Bu sınıfta her an her şey olabilir!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, çocuklara masumiyet karinesi, dostluk, adalet gibi değerleri öğretirken ön yargılı olmamayı anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Masumiyet Karinesi der ki: Aksini kanıtlayana kadar herkes masumdur.

Yiğit ilkokula gitmektedir. Sınıfta hergün farklı bir akım vardır. Bir gün öğrenciler değişik mesleklere bürünürken bir diğer gün okudukları kitabın karakterine bürünmektedir. Mustafa her zaman çok obur bulduğunu yiyen bir öğrencidir. Sınıftaki Betül pastcılığa merak sarmıştır.

Öğretmen Ergün bey derste farklı farklı kitaplar okuyorsunuz ama dedektiflik kitabı okuyan görmedim der. Sınıftaki herkesi dedektiflik merakı sarar. Yiğit en yakın arkadaşı Yağız ile eve dönerken tek konuştukları konu dedektiflik üzerine olur.

Yiğit ve arkadaşlarının voleybol maçı vardır. Mustafa rakip takımın kaptanını hakemlerle konuşurken görür. Bu durum çocukların içine bir şüphe düşürür. Rakip takımın hakemi yanlarına çekmeye çalıştığını düşünürler.

Voleybol maçı çok çekişmeli geçer. Maçı Mustafa’nın topa değil de aç karnını doyurmak için koşması yüzünden kaybederler. Yiğit ve sınıf arkadaşları büyük üzüntü duyarlar. Herkes Mustafa’yı suçlar. Mustafa da, hakemi suçlar. Acaba rakip takım hakeme ne dedi?

Çocuklar maçtaki durumu öğretmenlerine anlatırlar. Öğretmenleri final maçında yenilmelerinin sebebini bulmalarını ister. Sınıf için bu araştırma yeni bir ödev ve hatta görev haline gelir. Sınıftaki herkes dedektif olmuştur.

Yiğit ve sınıf arkadaşları ilerleyen zamanda bir pastanın kayıp çileğini bulmak için işe koyulur. Pastanın üzerindeki çileğin kaybolmasının suçlusu olarak Mustafa'yı görürler. Mustafa, hiç doymayan ve yemek yemeyi çok seven bir arkadaşlarıdır.

Yiğit ve arkadaşları, Mustafa’yı haksız yere suçlarlar ve sonrasında gerçeği öğrenirler. Acaba çileği martı mı yemiştir? Böylece peşin hükümlü ve ön yargılı olmamaları gerektiği anlarlar. Gerçekler ortaya çıkmadan kimseyi suçlamamaları gerektiğini öğrenirler.

Operasyon Nohut Pilav - Savunma Hakkı (Ergün Kazanır) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Operasyon Nohut Pilav - Savunma Hakkı

Kitabın Yazarı: Ergün Kazanır

Kitap Hakkında Bilgi:

Yiğit ve arkadaşları için her şey sıradan bir gün gibi başlamıştı. Ta ki Pilav ve Nohut ortadan kaybolana kadar!
Önce her şey iki sevimli kediyi bulmak kadar basit görünüyordu. Ancak ipuçlarını takip ettikçe beklenmedik bir gerçekle karşılaştılar. Birileri haksızlığa uğruyordu ve adalet kendiliğinden gelmezdi. Bu serüven, Yiğit ve arkadaşlarını hiç beklemedikleri bir yolculuğa çıkaracaktı. Artık her şey açıktı: Sessiz kalanın sesi olmak, en büyük cesaretti.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, çocukların hak arayışı, dostluk, paylaşma ve merhamet gibi değerleri öğretirken gördüğü haksızlığı nasıl düzeltileceğini anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Yiğit, okulunu ve evini aynı şekilde çok seven bir öğrencidir. Ancak okul zili çaldığında eve dönüş yolculuğu da Yiğit için ayrı bir heyecandır. Yiğit'in en yakın arkadaşı Yağız aynı zamanda komşusudur. Yağız'la birlikte okula gidip gelirken, mahallenin çeşitli dükkanlarını ve tabelalarını incelemektedirler. Hızlı ve Öfkeli Çilingir, Koşar Adım Ayakkabı, Pireyi Deve Yapan Dedektiflik Bürosu ve Meşhur Pilavcı Hilmi gibi tabelalar dikkatlerini çekmektedir.

O gün Yağız okula gelmemiştir. Yalnız başına eve dönerken Yiğit'in ayağı bir taşa takılır ve yere düşer. Çevredekiler hemen yardımına gelir. Bir teyze annenin telefonunu biliyorsan benm telefonumdan arayalım der. Yiğit ilkokula başladığından beri annesinin telefonunu ezbere bilmektedir. Annesi hemen gelir ve sarılınca Yiğit'in bütün acısı geçer.

Yiğit ertesi gün okula eli sargılı olarak Yağız ile beraber gider. Sınıf arkadaşları Merve, Betül, Mustafa ve sınıf öğretmenleri geçmiş olsun der. Sınıf öğretmenleri derste çocuklara yıl sonu gösterisinde bir meslek seçmelerini ve seçtikleri mesleği tanıtarak kıyafetlerini giyeceklerini söyler Sınıftaki herkes tanıtmk için değişik meslek isimleri söyler.

Yiğit, arkadaşları Yağız ve Mustafa’yla gittikleri meşhur pilavcı Hilmi'de sahipsiz iki yavru kediyle karşılaşırlar. Bu iki sevimli kediyi hemen sahiplenirler ve kedilerden birine Nohut diğerine Pilav adını verirler.

Bir sabah kedileri Nohut ve Pilav ortadan kaybolur. Yiğit ve Yağız, arkadaşlarıyla birlikte mahallede kedileri ararlar. Aramanın sonunda kedileri Nohut ve Pilav'ın mahalledeki bir evcil hayvan dükkanında kapatıldığını ve satılmak üzere tutulduğunu fark ederler. Dükkanın sahibi kedilerin kendisinde olmadığını söyler.

Yiğit ve arkadaşları öğretmenleri Ergün Bey’e Nohut ve Pilav'ı durumunu anlatırlar. Ergün Bey’de arkadaşı avukat Birgül Hanım’dan yardım almalarını söyler. Avukat Birgül Hanım, çocuklara avukatların nasıl haksızlıklara karşı mücadele ettiğini anlatır. Kedileri Nohut ve Pilav'ı geri alabilmeleri için yasal yolları kullanarak çocuklara yardımcı olur.

Bu süre içerisinde dükkan sahibi kedileri kaçırır. Çocukların umutsuzluğa kapıldığı bir gün Nohut ve Pilav'ın kendilerine geri döndüğünü görünce büyük bir mutluluk yaşarlar.

Yiğit bu olaydan etkilenerek yıl sonu gösterisinde avukatlık mesleğini tanıtmayı seçer. Yiğit gelecekte de avukatlık mesleğini yapmak istediğini fark etmiştir.

4 Mart 2026 Çarşamba

Top Yutan Ormanı (Caner Sarıoğlu) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Top Yutan Ormanı

Kitabın Yazarı: Caner Sarıoğlu

Kitap Hakkında Bilgi:

Emre için sıradan bir mahalle maçı, ansızın nefes kesen bir maceraya dönüşür. Sevdiği topu "Kırmızı Yıldız", kasabadaki gizemli ormana doğru yuvarlanınca, Emre yıllardır fısıltıyla anlatılan "Top Yutan Ormanı" efsanesinin peşine düşer.
Ormanın derinlikleri; cesareti sınayan gölgeler, arkadaşlığı güçlendiren sırlar ve inanmayı bilenlere açılan gizli yollarla doludur. Emre, her adımda hem kendi korkularının sesini hem de ormanın gerçeklerini duymaya başlar...
Cesaretin adım adım büyüdüğü eğlenceli ve bir o kadar da şaşırtıcı oalylar etrafında herkes kendinden bir şeyler bulacak.
EN ÇOK DA TOPLARINI KAYBEDENLER...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, çocukların toplarını ormanda ararken macera, gizem, arkadaşlık, cesaret ve heyecanla yaşananları anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Emre ve arkadaşları aralarında maç yapmaktadır. Emre'nin Kırmızı Yıldız adını verdiği top ile maçın en kritik anında bir penaltı kullanılacaktır. Emre topu Kırmızı Yıldızı üç ay para biriktirerek almıştır. Elif kendini kaptırmış maçın spikerliğini yapmaktadır. Emre penaltıyı kullanmak üzeredir. Rakip takımın kaptanı Burak, Emre'ye "atamassınki" diye bağırmaktadır.

Emre gol hayali ile topa vurur ancak Kırmızı Yıldız kale üst direğinin milim üzerinden havalanarak ormana girer. Bu ormanın adı Top Yutan Ormanıdır. Bu ormanın derinliklerine kaçan topun bir daha geri dönmeyeceğine inanmaktadırlar. Bu durum artık kasabada efsane haline gelmiştir.

Emre hemen ormana kaçmadan yakalamak için topun peşinden koşar ama nafile top ormana kaçmıştır artık. Arkadaşları "boşver, sağlık olsun, yenisini alırsın" der. Burak ve arkadaşları bu duruma gülmektedir. Emre eve gider geceyi zor geçirir sabah erkenden ormana girer ve Kırmızı Yıldızı aramaya başlar.

Emre ormana girer girmez sesler duymaya başlar. Emre, korku ve heyecan ile kimsenin cesaret edip yaklaşamadığı o efsanevi ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye başlar. Emre, ormanda topunu ararken her adımda korkuları ile yüzleşip biraz daha büyür.

Orman Emre'nin beklediği gibi korkutucu bir canavarla dolu değildir. Emre, ormanda doğanın kendi döngüsüyle, yardımlaşmayla ve topunu geri almak yerine onu paylaşmanın getirdiği mutlulukla karşılaşır. Orman, aslında bir top yutucu değildir. Orman çocukların oyunlarını kendi ekosistemine dahil eden yaşayan bir canlı gibidir.

3 Mart 2026 Salı

Şifayı Kaptık Hastanesi (Mert Arık) Kitap Sınavı Yazılı Test Soruları ve Cevap Anahtarı



Kitabın Adı: Şifayı Kaptık Hastanesi

Kitabın Yazarı: Mert Arık

Şifayı Kaptık Hastanesi (Mert Arık) Kitap Sınavı Yazılı Test Soruları ve Cevap Anahtarı

1- Ezgi'nin babası babaannenin geldiği sabah ne yapmaktadır?

a- Tamirat yapıyor
b- Temizlik yapıyor
c- Menemen yapıyor
d- Kitap okuyor

2- Ezgi'nin babaannesinin geldiği balon ne renktir?

a- Kırmızı
b- Mavi
c- Yeşil
d- Sarı

3- Ezgi'nin babaannesi balonla nasıl gelmiştir?

a- Evin çatısına inmiştir
b- Sokağa inmiştir
c- Ağaçların üstüne inmiştir
d- Parka inmiştir

4- Ezgi'nin babaannesi torununa nasıl seslenmektedir?

a- Canım
b- Bozayım
c- Kurbağıcık
d- Kuzubalığım

5- Babaanne SÜÜÜÜÜÜÜÜV hareketini nerede görmüşütür?

a- Arabistan
b- Japonya
c- Brezilya
d- Norveç

6- Kitaba göre "Güzel Atlar Diyarı" neresidir?

a- Mısır
b- Sahra Çölü
c- Kapadokya
d- Everest

7- Ezgi'nin babaannesi kaç ülke gezmiştir?

a- 152
b- 162
c- 172
d- 182

8- Ezgi'nin babaannesi gezdiği ülkelerden sonra dünyayı neye benzetmeye başlamıştır?

a- Topa benzetmiştir
b- Karpuza benzetmiştir
c- Koca bir kitaba benzetmiştir
d- Topaça benzetmiştir

9- Ezgi'nin babaannesi Zeynoş'a hediye olarak ne getirmiştir?

a- Kırmızı kitap
b- Yeşil çiçekler
c- Sarı araba
d- Pembe ahtapot

10- Ezgi'nin babaannesinin espirili bilmecelerinden "Adında en çok u farfi bulunan şehir neresidir?" sorusunun cevabı nedir? 

a- Urfa
b- Bolu
c- Kastamonu
d- Bursa

11- Ezgi kurduğu hastaneye ne ad vermiştir?

a- Şifayı Kaptık Hastanesi
b- Hapı Yuttuk Hastanesi
c- Sağlıklı Olalım Hastanesi
d- Hemen İyileşelim Hastanesi

12- Kitaba göre bir ağaçdalı ile hangisi yapılamaz?

a- Gitar
b- Raket
c- At
d- Hamburger

13- Kitaba göre dünyayı ne döndürmektedir?

a- Hayal gücü
b- Yerçekimi
c- Yıldızlar
d- Güneş

14- Aşağıdakilerden hangisi efsane çorap modellerinden biri değildir?

a- Hoş kokulu çoraplar
b- Ter kokulu çoraplar
c- Dans eden çoraplar
d- Farklı çift çoraplar

15- Ezgi'nin babaannesine göre şifa nerededir?

a- Şifa gezmektedir
b- Şifa yemektedir
c- Şifa aramaktadır
d- Şifa oynamaktadır

Cevap Anahtarı

1-c        2-b        3-a        4-d        5-a
6-c        7-b        8-c        9-d        10-b
11-a      12-d      13-a      14-b      15-c

Şifayı Kaptık Hastanesi (Mert Arık) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Şifayı Kaptık Hastanesi

Kitabın Yazarı: Mert Arık

Kitap Hakkında Bilgi:

SÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜV!
Türkiye’de milyonlarca çocuğa kitap okumayı sevdiren Mert Arık'tan yine MUHTEŞEM bir macera!
Babaannemizin dünya turuna devam ederken Ezgiş'e bıraktığı şey sadece bir ağaç dalıydı. Peki, Ezgiş bir ağaç dalıyla neler yapabilirdi?
Babaannemizin açtığı birbirinden ilginç kurslar, Çorabını Kaybedenler Derneği’nde üretilen çeşit çeşit çoraplar ve bir dalla yeşeren umutlar... Ezgiş, babaannesinden aldığı ilhamla Sarıkayalar Kasabası'nda eğlence dolu bir maceraya atılıyor.
Yine çok konuşulacak, yine satış rekorları kıracak bir macera! Haydi, hep birlikte "Ararsak bulabiliriz. Şifa aramaktadır.” diyelim!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Bir babaannenin torununa verdiği dal parçası ile neler yapılabileceğini sorgulatırken çocukların hayal dünyasını geliştiren süprizlerle ve macerayla dolu bir kitap.

Kitabın Özeti:

Pazar sabahı Ezgi'nin babası menemen yapmaktadır. Evde soğanlı mı soğansız mı tartışması esnasında çatıdan güüm diye bir ses gelir. Çatıdan gelen sesler evdeki herkesi telaşlandırır. Dışarı çıktıklarında gözlerine inanamazlar. Ezgi'nin babaannesi mavi renk bir balon ile evin çatısına inmiştir. Babaannesi kuzubalığım diye seslenir.

Ezgi ve babaannesi sevinçle birbirlerine sarılırlar, babaannesi sevinçle SÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜV! hareketi çeker. Bunu Arabistanı gezerken ünlü bir futbolcudan görmüştür.

Banaanne gelir gelmez espirilerine başlar;
İnekler neden uzaya gönderilmez? Samanyolunu yemesinler diye.
Adında en çok u farfi bulunan şehir neresidir? Bolu
Bir erik çöpe atılırsa ne olur? Teleferik
Siviller hangi dili konuşur? Sivilce
Bu espirilerden sonra herkes kahkayı patlatır.

Babaanne güzel atlar diyarı Kapadokya'dan gelmiştir. Babaanne, Tibet, Sahra Çölü, Everest, Brezilya karnavalı, Japonya, Norveç, Mısır, Antarktika dahil 162 ülke gezmiştir. Babaanne "kuzu balıklarım 162 ülke gezdim ve anladım ki dünya koca bir kitap gibidir" der. "Şöyle düşünün, her ülke ayrı bir sayfa..."

Babaanne hediye olarak Frankfurt'tan pembe bir oyuncak ahtapot Zeynoş'a, oyuncak bir gondol ise Elo'ya getirmiştir. Ezgiş'e bıraktığı şey sadece bir ağaç dalıdır. Peki Ezgi bu ağaç dalı ile ne yapacaktır?

Birbirinden ilginç kurslar açılır. Çorabını Kaybedenler Derneği’nde çeşit çeşit çoraplar üretilir. Ezgiş, Sarıkayalar Kasabası'nda eğlence dolu bir maceraya atılır.